PERMAKÜLTÜR

Permakültür  Görseli

Permakültür ;

Permakültür, sürdürülebilir insan yerleşimleri yaratma amaçlı bir tasarım sistemidir. Permanent ve agriculture yanı kalıcı ve tarım kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşur ve ‘kalıcı tarım’ anlamına geldiği kadar barındırdığı ana fikir ile ‘kalıcı kültür’ anlamına da gelir. Üretken, kendi kendine yetebilen, ekolojik, çevreyi kirletmeyen ve ekonomik katkı sağlayabilen ekosistemleri oluşturmayı amaç edinir.

Mimari ile biyolojiyi, tarım ile ormancılığı, ormancılık ile hayvan yetiştiriciliğini bir araya getiren permakültür ilkeleri, bitkiler, hayvanlar, binalar ve su, enerji gibi altyapı sistemleri ile ilgili olsa da, özellikle bu elemanların alan üzerindeki yerleşimleri ve birbirleri ile kuracakları ilişkiler ile ilgilenir.

Her iklim ve ölçek için geçerli olan ve ekoloji, enerji tasarrufu, peyzaj tasarımı gibi çeşitli disiplinlerin özellikleri arasından seçilmiş ve kısaca belirlenmiş ilkeleri Bill Mollison’un Permakültüre Giriş adlı kitabından aynen aktarıyorum:

  • Bağlantılı yerleştirme: Her öğe (ev, gölet, yol vs.) birbirine hizmet edecek bir ilişki içerisinde yerleştirilir.
  • Her öğenin birçok işlevi vardır.
  • Her önemli işlev diğer öğeler tarafından desteklenir.
  • Ev ve yerleşim (mıntıkalar ve dilimler) için etkin enerji planlaması yapılır.
  • Fosil yakıt kaynakları yerine biyolojik kaynakların kullanılmasının önemi vurgulanır.
  • Arazideki enerji (yakıt ve insan enerjisi) geri dönüştürülür.
  • Elverişli araziler ve topraklar elde etmek için doğal bitki ardıllığı kullanılır ve hızlandırılır.
  • Verimli ve interaktif bir sistem için faydalı türlerin polikültürelliği ve çeşitliliği sağlanır.
  • En iyi etki için girintili ya da doğal şekiller kullanılır.

Bu ilkelerin belirlenmesinin çıkış noktası şüphesiz, Bill Mollison’un David Holmgren ile birlikte; çok yıllık ağaçların, çalıların, bitkilerin (sebzelerin ve otların), mantarların ve kök sistemlerinin çok yönlü verimine dayalı tarım sistemi taslağını geliştirme ve tür bakımından zengin ve verimli bir bahçeyi oluşturma üzerindeki istekleridir.

Mollison ve Holmgren’in ilkelerine göre; verimli bir toprak elde etmek için doğal bitki ardıllığı ve bitkilerin çeşitliliğinden çok türler arasındaki uyum önemlidir. Bitki istiflemesi adı altında ağaç ve çalılar ile ekim yapılan türlerde aranılan bu uyum kısaca şu şekilde planlanmıştır:

Bitkilendirme yüksekten alçağa doğru gitmelidir. Bu prensiple; önce meyva ağaçları, daha sonra daha alçak boylu ağaç dizisi, ardından kabuklu ve küçük meyve veren ağaç veya çalılar, ardından çok yıllık bitkiler ve sebzeler olarak türler sıralanır. Böyle bir bitkilendirme sırası ve uyumlu türlerin birlikteliği ile yıl boyunca farklı zamanlarda farklı türlerin ürünleri elde edilir ayrıca birbirlerine sağladıkları yararlardan dolayı daha fazla ürün elde edilmesi sağlanır.

Sebzelerin ve yenilebilir otların elde edildiği dikim alanlarında da bitkiler arasındaki uyum, yararlı ve zararlı böcekleri çekme ve uzaklaştırma, toprağa verilen ve toprakten elde edilen minarelleri dengeleme ve bitkinin farklı bölümlerinin çürüyerek diğer bitkiye gübre görevi yapması gibi özellikler bazı sebze ve veya ot türlerin yanyana dikilmesi, bazı türlerin de aynı anda değil de ürün alındıktan sonra belirli bir sıra içinde ardarda dikilmesi, bazılarının da birbirinden uzak noktalara dikilmesi gibi ekim alanın üzerinde bir düzen oluşturmayı gerektirir.

comments powered by Disqus